08-01-2009

Dergi Hakkında
Sayı Editörü'nden
Bu Sayının Yazarları
Geçmiş-Gelecek Sayılar
Yazım Kuralları
Yayın Hakları Devir Formu
Online Makale İşlemleri
İletişim
Nefroloji Dergisi
ISSN: 1305-385X
Hakkında: Özel sayılar şeklinde yayınlanır.

 
Hemodiyaliz Için Damar Yolu

Dr. Aydın DALGIÇ,a Dr. Yahya EKİCİb
aGenel Cerrahi AD, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi,bGenel Cerrahi AD, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, ANKARA



Son dönem böbrek yetmezliğinin (SDBY) hemen tüm organ sistemlerini etkileyen ve uygun tedavisi yapılmaz ise yaşamla bağdaşmayan bir klinik tablodur ve küratif tedavisi böbrek transplantasyonu ile mümkün olmaktadır. Ülkemizde ciddi boyutlarda yaşanan, kadavra organ kısıtlılığı nedeni ile, söz konusu hastaların yaşamları ancak, düzenli ve etkin diyaliz tedavisi ile optimal düzeyde idame ettirilebilir.
Türkiye’de son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gören 25.000 civarında hasta vardır, 2003 yılı içinde hemodiyaliz tedavisine başlayan toplam hasta sayısı 3564’tür. SDBY inisidansı ilerleyen yaşla birlikte bir artış göstermektedir. Bu durum, söz konusu klinik tabloya eklenen diğer hastalıkların sayısında da bir artışa neden olmakta ve hemodiyaliz amaçlı girişimlerde cerrahi riskin artmasına neden olmaktadır. Türkiyedeki kayıtlı hemodiyaliz programındaki 22.512 hastaya bakıldığında; hemodiyaliz için damar yollarını, %87.5 nativ fistüllerin, %3.5 sentetik greftlerin, %3.5 kalıcı tünelli kateterlerin, %5.5’de tekrarlanan geçici kateter girişimlerinin oluşturduğu görülmektedir. Hemodiyaliz amaçlı damar yolu girişimlerinde asıl hedef hastaya etkin hemodiyalizin güvenli bir şekilde yapılabilmesidir. Bu da belli bir zaman diliminde, yeterli kan volümünün güvenli bir şekilde hemodiliz filtresinden geçirilmesi ile sağlanır. Hemodiyaliz için hastaları değerlendirirken, aterosklerotik risk faktörlerinin varlığı diabetes mellitus, hipertansiyon, lipid anormallikleri, koroner kalp hastalığı, sigara alışkanlığı olması, diyaliz amaçlı girişim başarısını ve greft açık kalım oranlarını etkileyen önemli faktörlerdir. Arteriovenöz fistül (AVF) ameliyatı öncesinde hastaların değerlendirilmesi, kapsamlı bir hikaye ve iyi bir fizik muayene ile başlamalıdır. Daha sonra geniş bir hematolojik ve biyokimyasal analize ilave olarak, radyolojik yöntemler ile, fistül açılacak ven drenajının iyi olduğu gösterilmelidir. Hasta için en uygun yere planlanan AVF uygun bir cerrahi teknikle gerçekleştirilmelidir. AVF için, optimal şartlarda, en uygun lokalizasyon hastaların dominant olmayan üst ekstremitelerinin mümkün olan en distal venidir. Fistül veni için, ilk tercih, her zaman hastaların nativ venleri olmalıdır. Bu mümkün değilse sentetik veya nadiren biyolojik greftler kullanılabilir. Elektif şartlarda hemodiyaliz için oluşturulmuş bir AV fistülün 2 yıl için ortalama açık kalma oranı %66 civarındadır. Başlıca komplikasyonlar ise; tromboz, kanama, venöz hipertansiyon, anevrizma oluşumu, çalma (steal) fenomeni, konjestif kalp hastalığı, enfeksiyonlar ve sinir yaralanmalarıdır.
Söz konusu makalede; diyaliz tedavisi uygulanacak olan SDBY hastalarının, işlem öncesi değerlendirilmesi, uygun dializ ve AVF yönteminin seçilmesi ile oluşturulan AVF e ait komplikasyonlar ve komplikasyon tedavileri konularına genel bir bakış sunulmuştur.


Anahtar Kelimeler: Arteriovenöz fistül, son dönem böbrek hastalığı, diyaliz tedavisi

Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2006, 2(4):13-23

E-mail To Friend This Page Printer Friendly Page
 
 
 ARAMA
  
 Ayrıntılı Arama
 GİRİŞ
 Kullanıcı Adı :
 
 Şifre  
   Beni Hatırla
 Şifremi Unuttum
 Kayıt Ol
 
 
 
 
 
 
 
 

Yasal uyarı: Bu sitede yayınlanan resim, yazı ve diğer uygulamaların her hakkı Ortadoğu Reklam Ve Yayıncılık A.Ş. 'ye aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bu site hekimleri sağlık alanında bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler tanı ve tedavi amaçlı kullanıldığında sorumluluk tamamen kullanıcıya aittir. Siteye girmekle bu şartları okumuş, anlamış ve kabul etmiş sayılırsınız.